| Tapu Tahsis Belgeli Komşularımızın Hakkını Yok Sayan Meclis Kararına Karşı Dava Açıldı ! |
|
|
|
Barınma Hakkı Bürosu avukatları tarafından açılan ve Ankara 3. İdare Mahkemesi’nde 2009/1898 Esas nosu ile görülmeye başlanan bu davada, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 15.11.2009 tarih ve 2647 sayılı kararının (3) nolu paragrafında yer alan (konut sözleşmesi yapılarak yıkılan gecekondu maliklerine dair) “…2981 Sayılı Yasadan gelen arsa haklarının Belediyemiz mülkiyetinde bulunan ve belediyemizce uygun görülen diğer yerlerden karşılanması” cümlesinin iptali ve öncelikle yürütmenin durdurulması talep edildi. Dava dilekçesinde özetle; “Dikmen Vadisi 4. ve 5. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi”nin, gerçekte yöredeki ranta el koymayı ve bu yöreyi yandaş sermayenin talanına açmayı amaçlayan, bu kapsamda 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 73 üncü maddesi ile sair ilgili mevzuatta da yer bulan kamusal amaçları kesinlikle içermeyen bir proje olduğuna bir kez daha vurgu yapılarak, Geçen süreçte anılan kentsel dönüşüm projesi kapsamında zorla veya kandırılarak sözleşme imzalatılıp yöreden tahliye edilen, oysa bizzat bu yörede 2981 Sayılı Yasa’dan doğan hakları bulunan yöre sakinlerinin, iptali istenen meclis kararı ile şimdi tamamen bu yörenin dışına atıldığı, böylelikle davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin tapu tahsis belgeli vatandaşları gerçekte oyuna getirerek, sermayenin yağması için yöreyi hak sahiplerinden arındırma yolunda bir adım attığı, Bu nedenle dava konusu idari işlem ve tasarrufun, gerçekte 5237 Sayılı Türk Ceza Yasası kapsamında dahi ele alınabilecek bir dolandırıcılık eylemi olduğu ve öncelikle idari yargımız tarafından hak ettiği hukuki ve vicdani itirazla karşılaşacağı inancı” dile getirildi. Anılan meclis kararının iptali gerekçeleri olarak da yine özetle, “2981 Sayılı Yasa’nın özellikle 13 üncü maddesi ile tapu tahsis belgesine sahip olan yani imar affından yararlanan konut sahiplerine sonrasında uygulanacak idari işlem ve tasarrufların niteliği, kapsamı ve usulü konusunda, hiç bir tereddütte yer vermeyecek ölçüde kesin belirlemeler yapıldığı; anılan yasa ve yerleşik uygulama gereği temel ilke/kural olarak, “gecekondunun muhafazası”nın yani kişinin mevcut hakkının bulunduğu/barındığı yerde korunmasının öne alındığı, ancak belli durumların varlığında bu ilke ve yaklaşımdan uzaklaşılabileceği, kaldı ki bu durumda dahi öncelikle aynı bölgede konut veya arsa verilmesinin yasa ve uygulama gereği olduğu, Nitekim bütün yerleşik idari uygulamalarda, hak sahiplerinin konutunun (yerinde) korunması veya (konutu yerinde korunamıyorsa) yine bulunduğu bölgede konut veya arsa verilmesi yoluna gidildiği, hatta davalı idare Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin başkaca tasarruflarındaki uygulamasının da tamamen bu yönde olduğu, nitekim 5104 Sayılı “Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu”nda da benzer bir düzenlemenin yapıldığı, bu nedenlerle dava konusu işlemin, Anayasal güvenceye de sahip bulunan eşitlik ilkesini de ihlal ettiği, idarenin eşit işlem yapma yükümlülüğüne ve her durumda hakkaniyete uygunluk taşımadığı, Kaldı ki, imar mevzuatı açısından sorunlu olan bir bölgede dava konusu işleme benzer tasarrufların yapılması için, öncelikle gerekli imar işlemlerinin ve planlamanın yapılmasının gerektiği, yani davalı Ankara Büyükşehir Belediyesi ile yetkili ilçe belediyesi tarafından yöreye ilişkin planlama işlemleri tamamlandıktan sonra hak sahiplerinin tabi tutulacağı sair tasarrufların haklı ve hukuki nedenler ile tesis edilmesinin bekleneceği, bu yönüyle işlemin neden ve yetki unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu, Öte yandan her idari işlem ve tasarrufun değişmez ve genel amacı olan “kamu yararı” amacı kapsamında, dava konusu olay açısından mevcut durumda davalı idarenin bizzat kendisinin yol açtığı mağduriyetleri bir nebze de olsa gidermesi beklenirken, iptale konu işlem ve tasarruf ile aksi yönde bir adım atıldığı, böylece idarenin anılan kentsel dönüşüm uygulaması nedeniyle bizzat kendi kusurundan kaynaklanan mağduriyetleri şimdi daha da artırdığı; bu nedenle, şimdi binlerce insanı, üstelik yörede hak sahibi oldukları halde evinden toprağından eden davalı idarenin, şimdi de onların yörede mevcut konut/arsa haklarını gasp etmesinde, onları yeni bir belirsizliğe ve mağduriyete sevk etmesinde, “kamu yararına uygunluk” ve dolayısıyla hukuka uyarlılık bulunmadığı, Anayasanın 57 nci maddesinde doğrudan “konut hakkı” temel bir hak olarak tanınıp, idari makamlara bu yolda kimi yükümlülükler getirilmişken; davalı idarenin iptale konu işlem ve tasarrufunun, -anılan kentsel dönüşüm projesine dair süreç ve olgular da ele alındığında-; düne kadar bir konuta sahip bulunan bir vatandaşın, şimdi davalı idare tarafından konutsuz kılınması sonucunu doğurduğu; yani Anayasanın anılan hükmü gereği gerçekte “konut ihtiyacını karşılamakla yükümlü” olan davalı idarenin, şimdi birçok yöre sakinini konutsuz bırakan bir işlem ve tasarrufa yöneldiği, Son olarak da, “ahde vefa” yani “söze bağlılık” ilkesinin temel bir hukuki prensip olarak tanındığı ve her zaman için hukuk kuralları ve organları tarafından gözetildiği, nitekim davalı idarenin tapu tahsisli yöre sakinlerine kentsel dönüşüm projesi kapsamında yörede yapacağı yeni konutlardan 100 metrekarelik bir daire vereceğini taahhüt ettiği; ancak bu sözünü tutmayarak projenin iptali yoluna gittiği gibi, şimdi de yöre sakinlerinin yasadan kaynaklı yörede konut/arsa hakkını, bir başka yerde arsa verme tasarrufu ile gasp ettiği, üstelik bu arsaların nereden verileceği ve ne zaman verileceğinin dahi belirsiz olduğu, bu nedenle dava konusu işlem ve tasarrufun, gerek bu nedenle mağdur olan kesimlerde, gerekse genel olarak kamuoyunda, idareye duyulan güveni de temelden sarsmış bulunduğu” dile getirildi. Dava ilk etapta, tapu tahsis belgesine sahip bir kısım yöre sakini adına açıldı. Önümüzdeki günlerde ise diğer tapu tahsisli yöre sakinleri Barınma Hakkı Bürosu öncülüğünde bu davaya toplu olarak katılma talebi başvurusunda bulunacaklar. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




Dikmen Vadisi Barınma Hakkı Bürosu öncülüğünde, yörede uygulanmak istenen kentsel dönüşüm projesi kapsamında sözleşme imzalayarak konutlarını tahliye etmek zorunda kalan, şimdide Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 15.11.2009 tarih ve 2647 sayılı kararı ile yörede mevcut tapu tahsisli konut ve arsaları yok sayılan vatandaşların hakkını korumaya yönelik Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nde bir iptal davası açıldı.