| Ankara'nın Ağası, Kaçak Villadandır Davası ... |
|
|
|
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’in “imar kirliliğine neden olmak” suçlamasıyla yargılandığı ceza davasının ikinci duruşması, 06.04.2010/Salı günü Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dikmen Vadisi ve Mamak Halkı ile birçok duyarlı kurum temsilcisi duruşma günü Ankara Adliyesi önünde buluşarak, bu yolsuzluğu ve tüccar belediyecilik anlayışını bir kez daha protesto etti. Gökçek, mahkemeye yine gelmedi. Turan Güneş Bulvarı Funda Beyazevler Sitesi’nde bulunan milyon dolarlık villasında imar mevzuatına aykırı kaçak inşaat yapmasından kaynaklanan ceza davasında İ. Melih Gökçek’in Türk Ceza Yasası’nın 184 üncü maddesinden hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Hatırlanacağı üzere bu villanın parasının nereden bulunduğu yolunda da kamuoyu nezdinde tartışmalar yaşanmış, haklı şüpheler doğmuştu. Gökçek, hakkında görülen ceza davasının ikinci duruşmasına da katılmadı. Bu nedenle mahkeme sanığın sorgusunu yaparak yargılamaya halen başlayamadı. Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi yargıcı, Gökçek önümüzdeki duruşmada da mahkemeye gelmez ise hakkında zorla getirilme kararı verilebileceğini avukatına ihtar etti. Mahkeme davayı, 03.06.2010 tarihine erteledi. Duruşma nedeniyle başta Dikmen Vadisi ve Mamak Halkı olmak üzere duyarlı Ankaralılar, birçok kurum temsilcisi, Ankara Adliyesi önünde buluştu. Burada gerçekleştirilen ortak basın açıklamasında, özellikle Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından geçtiğimiz günlerde Gökçek’e verilen sosyal belediyecilik ödülü eleştirildi. Bu ödüle tepki olarak Ankaralılar adına Gökçek’e tüccar belediyecilik ödülü verildi. Adliye önünde yapılan basın açıklamasında özetle şu görüşler dillendirildi; Basına ve Kamuoyuna, Bir belediye başkanının imar mevzuatına aykırı kaçak yapı yapmakla suçlandığı ve “imar kirliliğine neden olmak” suçundan ceza mahkemesinde yargılandığı, yeryüzünde bir başka ülke ve bir başka kent olmasa gerek. Ne yazık ki Türkiye’ye ve başkentimiz Ankara’ya layık görülen budur. Üstelik o belediye başkanı ki, kentte yaşayan onbinlerce yoksul gecekondu halkını hep işgalci olmakla, kamu arazisine kaçak yapı yapmakla suçlayıp durmuş ve yoksul halkı sürekli yıkımla tehdit etmiştir. Uyguladığı rant amaçlı kentsel dönüşüm projeleri ile binlerce yoksulu evsiz, yuvasız bırakmış, çoluk çocuk sokağa atmıştır. O belediye başkanı ki, kentin yoksul halkına böylesine görülmemiş bir zulmü reva görürken, kendisine Çankaya Turan Güneş Bulvarı’nda milyon dolarlık bir villa satın almış ve bu villada yaptığı kaçak ek inşaatlarla kamu arazisini talan ederek, Türk Ceza Yasası’nın 184 üncü maddesinde yer alan “imar kirliliğine neden olmak” suçunu işlemiştir. O belediye başkanı ki, sicilindeki karanlık noktalar bununla da sınırlı değildir. Heykellere tükürmüş, gazetecisinden sivil kurum temsilcilerine değin herkese sataşıp kavga etmiş, yaya olmak suçmuş gibi yaya hakkı tanımamış, kentin ortasından otobanlar geçirmiş, her köşe başına dikiverdiği katlı kavşaklar ve üst-alt geçitlerle kentte dolaşmayı bulmaca çözmeye çevirmiş, kurak yaz aylarında kenti günlerce susuz bırakmış, susuzluğun suçunu yağmayan kara ve yağmura atmış, sonra da kenti kilometrelerce öteden getirdiği zehirli nehir suyuna mahkum etmiş, doğalgaz sayaçlarıyla kent halkını kazıklamış, gerçek anlaşılınca fazladan aldığı paraları iade etmek zorunda kalmış, halktan fahiş bedellerle topladığı doğalgaz parasını şova gösterişe harcamış, yönettiği kenti toplu ulaşımın en pahalı olduğu kent yapmış, toplu ulaşımın bel kemiği metroyu ise yıllarca bitirememiş, üstelik yönettiği kenti ülkenin en borçlu kenti de yapmış, yaklaşık 20 yıldır kent yönetiminde hep o olduğu halde bu muazzam borçları kendinden önceki yönetimlere yıkmaya çalışmış, bir oğlunu kulüp başkanı diğerini ilçe belediye başkanı yapmaya çabalamış, Cumhuriyet rejiminde bir aile saltanatlığı kurmaya kalkmıştır. Bu saydıklarımız, onun sicilindeki karanlık noktaların yalnızca ilk akla gelenleridir; yoksa hepsini saymaya kalksak, ne ömür yeter, ne de sabır. Ve o belediye başkanı ki, daha geçen hafta mensubu olduğu iktidar partisinin genel başkanı ve ülkenin başbakanı tarafından kendisine “sosyal belediyecilik ödülü” verilmiştir. Ülkenin başbakanı, kameralar önünde ona övgüler dizmiş, icraatları nedeniyle onu kutlamıştır. Bu ülkenin akıl ve vicdan sahibi güzel insanları, bütün bu gerçekleri görmeli ve bu gidişe artık bir dur demelidir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



